3 Şubat 2026 Salı

Gün Işığının Tadı


 Kapağı o kadar sıcak ve samimi geldi ki. Sanki bulutların arasından süzen tatlı sarı o gün ışığı gibi içimi ısıttı. 

Almanya çok satanlarda olan bu kitap çok satacak kadar insanı içine çekiyor mu bilemedim. Kitap toplumda akan balık sürüsüne karışmakta zorluk çeken iki kadının yollarının kesişmesi birbirlerinin yaralarına iyi gelmesi üzerine kurulmuş. Başlarda kitabın içine çok zor girdim bir anda bir olayın ortasında buluyorsunuz kendini.   

Ben karekterlerle bağ kuramadım. Paketli satılan soyulmuş meyveleri poşetiyle yemeğe çalışmak gibi. Yani arada duran ve o lezzeti sana geçirmeyen bir şey var. 

Kitapta sevdiğim tek şey iki karekterin  sadece birlikte yaşamaya başlaması bile iki tarafada iyi gelmişti. Yani konuşmuyorlar, ortak bir paydaları yok. Sadece aynı evde bir insanın var  olmasının bile birine iyi gelmesi beni çok etkiledi.

Anneannemde dedem vefat edince benzer bi şey demişti. Dedem son yılında hasta yatağa bağlı konuşmaz bir haldeyken bile dolduruyormuş evi. O ölünce o küçücük ev kocaman bomboş gelmişti anneanneme. 


Bazı insanların yaraları içindeydi, bazılarının ise dışında.

Ama insanlar makine değildir. İçlerinde bir şey bozulduğunda, bazen o şeyin tekrar yeşermesi için sadece zaman vermek gerekir.

Bazen sadece hayatta olmak bile ne güzel bir histi..Başka hiçbir şey değil... Sadece yaşamak...!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder