3 Şubat 2026 Salı

Mesleğim yazarlık

 


Haruki murakami ile çok ilginç bir bağımı var. Yazdığı roman türü kitapları beni çok çekmiyor. 1Q94 okuduğumda hiç bir şey anlamamıştım. Aynı ünlü bir mekana gidip şefin spesiyalini deneyip  “hmm, tamam.” Gibi bir ifade vermişti. Beni o kadar büyülememiş o dünyanın içine çekmemişti.

Ama kurgu dışı yazımı olan “Koşmasaydım yazamazdım” uzun zaman okuduğum ve beni çok etkileyen kitaplar arasındaydı. Mesleğim yazarlık da yazar oluş hikayesi, nasıl yazmaya başladığı, bu süreçte nasıl bir disiplin işlediğini anlatıyor. Güzel kitaptı ben işlerin arka mutfağında neler olup bittiğini okumayı seven bir okur olarak keyifle okudum. Yazarlık ile ilgili bi şeyler yapmak isteyenler, özellikle dünyaca ünlü bir yazar olmak; Amerikan piyasasına ulaşmak için yalnızca metnin yeterli olmadığı yazarın eseriyle beraber var olması gerektiğini söylediği kısım etkiliydi.

Roman yazmak yüreğinizdeki karanlığın dibine dek inmektir.

Madem herkesi eğlendiremiyorsun, bu durumda kendini eğlendirmeye bak…

“O yetenek denizin içinde görece sığ bir yere gömülmüşse, kendi haline bıraksan da doğal olarak oradan fışkırma olasılığı yüksektir. Ama çok derin bir yerdeyse o kadar da kolay bulunamayabilir. Ne kadar kuvvetli ve harika bir yetenek olsa da eğer ‘Haydi burayı kazayım’ diye karar verip de küreği eline alıp orayı kazan biri olmazsa, sonsuza dek orada kalıp asla ortaya çıkmayabilir… Her şeyin bir doğru zamanı vardır, ancak bu bir kez yitirilirse, çoğu durumda bir daha geri gelmez. Yaşam denilen şey sıklıkla değişken ve adaletsizdir, bazı durumlarda ise acımasızdır.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder